YÖRELERİMİZ HAKKINDA





DİYARBAKIR

Diyarbakır ili on binlerce yıl önce volkanik bir yapıya sahip Karacadağ’ dan akmış olan yaklaşık 60 metre kalınlıktaki lavlardan meydana gelmiş bazalt tabakasının üzerinde kurulmuştur. Büyük bölümü Güneydoğu Anadolu Bölgesinde, kuzeydeki küçük kesimse Doğu Anadolu Bölgesi sınırları içinde kalır. Doğuda Batman, güneyde Şanlıurfa ve Mardin, kuzeyde Elazığ ve Bingöl, batıda Malatya ve Adıyaman, kuzeydoğuda Muş illeriyle sınırlıdır. Çin Seddinden sonra dünyanın en uzun surlarına sahiptir. Kimler tarafından kurulduğu tam olarak bilinmeyen Diyarbakır’ da hüküm sürmüş devletlerden bazıları şunlardır: Mitanniler, Asurlular, Aramiler, Urartular, iskitler, Medler, Persler, Partlar, Romalılar, Sasanlar, Bizanslılar, Emeviler, Abbasiler, Selçuklular ve Osmanlılar. Diyarbakır’ a tarihsel süreç içerisinde verilen adlar arasında, Amid, Diyar-ı Mudar, Diyar-ı Bekr, Diyar-ı Rabia, Diyarbekir ve Diyarbakır sayılabilir. Yörenin oyun karakteri “halay” dır ve tavırları ilçeden ilçeye değişmektedir. Yörede kullanılan belli başlı enstrümanlar arasında, meydan düğünlerinde kullanılan Davul, Zurna bazı yerlerde Billur (dilli ve dilsiz kaval), Arabane, Kemane, oda sazları, Cümbüş, Ud, Bağlama, Kaval, Def, Mey, Darbuka (çömlek) sayılabilir. Halkoyunlarının belli başlı olanları ise şunlardır: Keşeo, Teşi, Delilo, Halay, Harrani, Tek ayak, Dunik, Çaçan, Çepik, Düzo, Dondurhan, Meryemo, Kadın halayı, Kartal, Haftano, Hildani, Simsim, Çayda çıra, Şur-u mertal.Yöre giysileri çok zengin ve çeşitlidir. Erkek giysileri kişilerin zenginlik, fakirlik, iş durumu ve ilçelerine göre farklı giyilir. Erkekler başlarına, Külah, Kum, Camedan, Kefi, Egal, Kasket ve Papak, gövdelerine, hakim yaka mantin gömlek, yelek (kırk düğme, kapaklı, katırc), bel kısmına Acem kuşağı, ağbani veya Palaska takılır. Ayağa ise Şalvar giyilir. Genellikle yelekle aynı kumaştan (gabardin kumaş) olan Şalvar’ ın ayak bileğinden diz kapağı altına kadar olan kısmı dardır. Nakışlı veya düz beyaz yün çorabın üzerine ayakkabı olarak Çarık, Poçikli kundura, Kara lastik veya Yemeni giyilir. Kadın giysileride çok çeşitlidir. Kadınlar başlarına Kofi, Namazlık, Şaar, Renkli Fuşular ve gümüş takılar takarlar. Gövdelerine, içlerine Binkıras, Fistan, Üç etek, Heftan, Kutik, bellerine; Gümüş kemer, Ağbani kuşak, Kefi bağlarlar. İş sırasında kollarında Kolluk, Kolçak, önlerinde ise önlük bulunur. Bacaklarına Şalvar, ayaklarına ise yün çorap giyerler. Ayakkabı olarakta Poçikli kundura, Çarık, Kara lastik veya Yemeni kullanılır.



ŞANLIURFA

Güneydoğu Anadolu bölgesinin en büyük şehri ve il merkezidir. Dokuz ilçesi bulunan ilin yüzölçümü 18.584 km2 dir. Kuzeyinde Adıyaman ve Diyarbakır, batısında Gaziantep, doğusunda Mardin ve güneyinde ise Suriye sınırları ile çevrilmiştir. Şanlıurfa’nın genellikle ovalık olan topraklarında tahıl tarımcılığı yapılır. En çok buğday yetiştirilmektedir. Bundan başka pamuk, şeker, kenevir ekimide yapılmaktadır. Bazı tarihçilere göre Şanlıurfa tufandan sonra kurulmuş olan on sekiz şehirden bir tanesidir. Bir çok peygamberin hayat hikayesinde buradan bahsedildiği görülür. Şehrin ortasındaki gölün balıkları kutsal sayılmakta ve bu yüzden kimse onlara dokunamamaktadır. 1984 yılında Kurtuluş savaşımızda şehir halkının gösterdiği kahramanlıklardan ötürü önceden ilin Urfa olan adının başına Şanlı ismi verilmiştir. Şanlıurfa folklorüde diğer illerimiz gibi çok zengin bir çeşitliliğe sahiptir. Yörede el sanatları çok gelişmiştir. Bunların arasında oymacılık, keçecilik, bez dokumacılığı, bakırcılık, abacılık ve kuyumculuk yörede hala icra edilmektedir. Şanlıurfa halkoyunları yörede genellikle düğün, nişan, kına gecesi, esvap, asker uğurlama ve karşılama gibi törenlerde oynanır. Yöre oyun türü Halaydır. oyunlara genellikle davul, zurna eşlik eder ama bazı oyunlara ilçeler hatta mekanlara göre kaval, kemane, cümbüş, Arabane ve tef gibi çok çeşitli enstrümanlarda eşlik eder. En bilinen ve en çok oynanan halkoyunları arasında şunlar sayılabilir: Düz (düzo), Tırge, Gırani (terge), Çeçen kız, Dınge (dıngi), Hıldani, Seyrani, İki ayak, üç ayak, Sose, Abravi, Beş ayak, Çep ve Kımıl, Urfalıyam ezelden. Şanlıurfa’da geleneksel kadın giysileri; Yaşmak, Uzun etekli entari, sırma işlemeli dize kadar uzanan ceket, Kırk düğme denilen yakasız gömlek ve Şalvardır. Ayağa Kalıç, Postal yada lastik ayakkabı giyilir. Erkekler ise; önü kapalı, göğsü açık entari, Sıkma denen ceket, gömlek ve şalvar giyerler. Postal, Potin, Kundura ve lastik ayakkabı yörede en çok kullanılan erkek ayakkabılarıdır.



ARTVİN

Doğu Karadeniz bölgesinde bir ilimiz olan Artvin yurdumuzun en zengin folklorüne sahip illerinden birisidir. Yüz ölçümü 7.436 km2 olan ilin yedi ilçesi bulunur. Kuzeyinde Gürcistan, güneyinde Erzurum, batısında Karadeniz sahili ve Rize, doğusunda Ardahan illeriyle çevrilidir. İskitler tarafından kurulduğu sanılan Artvin 1877-1878 deki Osmanlı-Rus savaşından sonra Rusların eline geçmiş ve 1918 yılında kurtulmuştur. Coğrafi bakımdan engebeli bir yapıya sahiptir. Kıyılar çok yağış alır. En önemli akarsuyu Çoruh tur. Hayvancılık, meyvecilik, bağcılık ve tütün üretimi en önemli gelir kaynaklarıdır. Yalnız ve Kaçkar dağları ilin en bilinen dağlarıdır. Yöre folkloru Kafkaslardan, Gürcülerden, Bayburt, Ardahan ve Rize illerimizden etkilenmiş ve aynı zamanda geçiş bölgesi olduğu için bir çok farklı kültürle karşılaşmıştır. En bilinen ve en çok oynanan oyun karakteri Bar ve Horondur. Azeri oyun karakterlerine de rastlanmaktadır. Yörede kullanılan enstrümanların en bilinenleri Davul, Zurna, Akordeon, Dilli ve Dilsiz Kaval, Tulum, Bağlama, Kemane ve Kemança’ dır. Halkoyunlarında oynanan oyunlar ise şöyle sıralanabilir: Ata Barı (Artvin Barı), Ağır Bar (Şavşat Barı), Sarma, Sarı çiçek, Deli Horon, Orta Batum, Kız Horonu, Koçeri, Döne, Teşi, Daldalan, Uzun dere, On dörtlü, Deli kız, Atom, Şahlan, Düz Horon, Hemşin, Mendo Barı, Palaska gibi yüzden fazla oyun sayılabilir. Yörenin kendine has kılık kıyafetleri ise şöyledir. Erkekler, Başlarına Kabalak denilen başlık takarlar. İçte yarım, dik yakalı beyaz gömlek vardır. Üste ön tarafı açık elips şeklinde olan Cepken giyilir. Bacak kısmına, potur adı verilen alt tarafı dar olan pantolon giyilir. Ayakta ise Çarık yada Çizme bulunur. Kadınlar, başlarına üzerini altın yada gümüşle süsledikleri yarım Kofi takarlar. İçlerine beyaz gömlek ve onun üzerine yelek giyerler. Altta kalın kumaşlı bol ve topuğa kadar uzanan Şalvar bulunur. Kalın ve parlak kumaştan giyilen Üç etek, bol ve ayaklara kadar uzanan Fistan’ dan sonra ayakkabı olarak giyilen Yemeni ile kostüm tamamlanır.



BİTLİS

Türkiye’nin doğusunda Doğu Anadolu bölgesi sınırları içinde kalır. Yüz ölçümü 6707 km2 olan ilin kuzeyinde Muş, batısında Batman, güneyinde Siirt ve doğusunda Van illeri bulunur. Genellikle yüksek ve fazla engebeli bir toprak yapısına sahiptir. İlin en önemli yüksekliklerini oluşturan Nemrut ve Süphan dağları volkanik kütlelerdir. İlde iklim, kara iklimi özelliklerini taşır ve serttir. Toplam 303 köyü vardır. M.Ö. 3. yüzyılda kurulduğu sanılan şehrin adının kaynağına ilişkin çeşitli söylentiler vardır. Bir söylentiye göre Büyük İskender, Asya seferi sırasında buradan geçerken doğal güzelliklere hayran kalır ve komutanlarından Badlis’e burada bir kale yaptırmasını emreder. Sefer dönüşü kaleyi görüp beğenen İskender kaleye komutanın adını verir, zamanla Badlis adı halk ağzında Bitlis’e dönüşür. Bitlis’te gelenek ve görenekler günümüzde de canlılığını korumaktadır. ildeki folklor öğeleri toplumsal yaşayışı yansıtır. Bitlis bir uzun hava yöresidir. Halay çekilirken bile çalgılar susar uzun hava söylenir. Müzik yapılırken daha çok üflemeli çalgılar kullanılır. Zurna, dilli ve dilsiz kavallar, çoban düdükleri çok yaygındır. Davul ve tef vurmalı çalgıların başında gelir. Yörede oynanan halkoyunları genelde Halay ve Bar biçimindedir. Burada halay Berit adını alır. En bilinen halaylar; Alkuşta, Çarşı başı, süzme oyunu, Garzani, Temir ağa, Harkuşta ve Tiringo’dur. Köylerin çoğunda erkekler Şal Şapik denilen bir kıyafet giyerler. Şal şalvarımsı bir pantolondur, Şapik üst bölümün adıdır. Bele kalın kuşak sarılır. Başta Kefiye yada Egol denilen bir poşu vardır. Erkekler ayaklarına Harik denilen keçi kılından yapılmış ayakkabı giyerler. Kadınlar başlarına geçirdikleri Kofi’nin alın kısmına altın dizerler. Merheme adı verilen baş örtüsünün üzerine sarılan Poşu, sol tarafta düğümlenerek aşağı sarkıtılır. Ayrıca Bitlis’li kadınlar burunlarına Hırlek adı verilen altın takı takarlar.

- HOYAT -